Yer’de Kurtlarla Koşan Kadınlar Okumaları

IMG_0137.JPG

Küçükken, henüz kelimeleri bile okumayı bilemeyecek kadar ufakken birileri bize masal okurdu. Yer adlı mekân ise yetişkinlere Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı okuyor sanatçılar aracılığıyla.

“Yer’de yolculuklar kesişir, yaşamlara dokunulur; Yer beraber açılmak için var. Hem dünyada hem kendimizde ortaya çıkmamış olanı aramak ve kendi cümlemizi kurabilmek için” diyen Yer’in kurucularından Ela Atakan, birkaç arkadaşın insanları hikâyelerle, sanatla bir araya getirmek için mekânı açtıklarından bahsediyor.

Şair, Jungcu bir psikanalist ve cantadora (Latin geleneğinde eski öyküleri toplayıp saklayan kişi) Clarissa Pinkola Estés, kadınların gücünü yitiren canlılıklarının kendi deyimiyle ruhsal-arkeolojik bir kazıyla gün ışığına çıkarılabileceğini düşünür ve Kurtlarla Koşan Kadınlar adlı muhteşem kitabı yirmi yılda yazar. Kadınların içgüdüsel doğalarına, güçlerine, doğru bilinen yanlışlara, yanlış sanılan doğrulara, zayıflık sandığımız güce, unutturulan benliklere hikâyeler yoluyla aydınlık saçan bir kitap Kurtlarla Koşan Kadınlar.

7 Nisan günü besteci, piyanist, vokalist ve eğitmen Selen Gülün ile sanatçı İz Öztat dinleyicilere Altın Saçlı Kadın, İskelet Kadın adlı öyküleri okudular.

DSC_0112.JPG

İskelet Kadın Hayat/Ölüm/Hayat döngüsünden bahsederken bir yandan “sevmek isteniyorsa, etrafından dolaşılamaz. Onu kucaklama işi bir görevdir” diyordu.

Altın Saçlı Kadın sırların doğasına dair bilgiler anlatırken, bir kadının hayatına gerekli değerin verilmediği takdirde psişede nelerin öldüğünü de anlatıyordu.

Tüm bu okumalardan sonra yüreklerini açan, akıtan, sesleri içlerinden taşan kadınların cümleleriyle doldu mekân. Sorular, sorunlar, öneriler, biricik deneyimler paylaşıldı hayata ve kitaba dair. “Hiç sır oluşmamasını nasıl sağlarız? Hiç sır oluşmasa nasıl olur? Sırlar insanların yalan söylemelerine neden olur” diyen de vardı, günümüzün kendi başınalığının ağır yükünden bahseden de, anneannelerimizin hayatlarından dem vuran da, kolektif bir bilincin izinde sır yakaladığını anlatan da…

Yer-İstanbul, öykü okumaları, müzik performansları gibi etkinliklerle hayatına devam ediyor. Bana kalırsa bir gün ziyaret etmenizde fayda var. Etkinlik ve atölye bilgilerinden haberdar olmak için Facebook sayfalarını da takip edebilirsiniz.

İletişim:gorunmeyenlerduyulmayanlar@gmail.com

https://twitter.com/grnmynlr

Reklamlar

Türkiye’de Çocuk İşçiliği Sorunu: Suriye’den gelen mülteciler sonrası mevcut durum ve çözüm önerileri

IMG_0054.JPG

UNICEF, Hayata Destek Derneği, İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ‘Türkiye’de Çocuk İşçiliği Sorunu: Suriye’den gelen mülteciler sonrası mevcut durum ve çözüm önerileri’ adlı konferansı 11 Mart günü düzenlendi.

Konferansın notlarını aktarmadan önce konferanstan önce dağıtılan kitapçıklardaki bazı tanımlara yer vermek istiyorum.

Çocuk Kimdir?

On sekiz yaşına kadar herkes çocuktur ve uluslar arası sözleşmelere göre çocukların her türlü fiziksel, sözel istismara ve ekonomik sömürüye karşı korunma hakkı vardır.

Çocuk İşçiliği Nedir?

Çocuk işçiliği çocuğun çok genç yaşta, yaş sınırının altında çalıştırılmasıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi her çocuğun ekonomik sömürüye ve eğitiminin engellenmesine neden olabilecek bedensel, zihinsel, ruh sağlığını etkileyecek, ahlaksal ya da toplumsal gelişimi için zararlı olabilecek nitelikte işlerde çalıştırılmasına karşı korunma hakkı olduğunu kabul eder.

‘Çocuk işçiliği’ belirli yaş gruplarındaki çocukların doğası gereği ortaya çıkabilecek zararlı koşullar nedeniyle yasak iş olarak tanımlanan işlerdir.

İş kanununa göre Türkiye’de 15 yaşın altındaki çocukların çalışması yasaktır.

Moderatör  Doç. Dr. Pınar Uyan Semerci, ülkemizde çocuk işçiliği sorununun mültecilerle başlamadığına dikkat çekti. Kırılgan bir emek piyasasının içinde yoğun bir güçle karşı karşıya olduğumuzu, yasa dışı ve kaçak kelimelerinin kullanılmadığı ortamlara ihtiyaç duyulduğundan bahsetti. Avrupa’da pazarlık adı altında bahsedilen bu sınavda, çocuk vurgusunu kaybettiğimizin altını çizen Semerci, “her bir insanın, çocuğun insan olduğunu sayıdan ibaret olmadığını anlamalıyız” diyerek konuşmasına son verdi.

Hümanist Büro’dan Seda Akço

Ülkemizde çocuk haklarını savunabilen insanlar yok.

-Suriye’yi konuşabiliyoruz ama çocukları konuşamıyoruz. Bu durumlar mevzuat değil, samimiyetle ilgili.

-Betam verilerine göre Türkiye’de %66.9 oranında beslenme eksikliği var. Tarımda çocuk emeği çocukların hayati tehlike, eğitim eksikliği gibi dertler yaşamasına neden oluyor.

-Çocuğun korunma hakkının içerisinde düzenli sağlık kontrolü, beslenme, barınma, eğitim ve oyunun bulunmakta. Çocuğun özel statüsünün belirlenmesi gerekiyor ve yetişkinler olarak bu durumları üstlenmemiz gerekiyor.

Başkent Üniversitesi/Hayata Destek’ten Dr. Bülent İlik’in sunumundan dikkat çekenler ise şöyle:

-Bizim Türkiye’ye bu kadar mülteci çocuk kabul edilmeli miydi, edilmemeli miydi sorusunu sorma hakkımız var ancak “bize ne” demeye hakkımız yok. O çocuklara bakmakla yükümlüyüz.

-Ankara’da sokaktaki çocuklara baktığımızda Suriyeli çocukları görüyoruz. Türk çocuklarla aynı işlerde çalışıyorlar ancak biçim değiştirerek.

-Tahtacı Fatma adlı kısa filmi izlemenizi öneririm. Bu film bu sorunun ne kadar eski olduğunu izleyicilerine anlatır.

(Film linki: https://www.youtube.com/watch?v=D62eCwcSIIU&feature=youtu.be)

-Türkiye iyi kötü METİP‘e (Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesi Projesi) uyguluyordu. Büyükşehir Yasası çıkınca METİP projesi de kalktı.

-Mevsimlik işçiler her çadırda 10 kişi kalarak yaşıyorlar, akrep sokması gibi tehlikeli durumlarla karşı karşıya kalıyorlar.

-Bu koşullar yasaklarla, yasalarla engellenemez. Bu cezaları söyleyip uygulamamak bunları meşru hale getiriyor.

-Mevsimlik tarım işçilerinde Suriyeliler’in sayısı artacak. Tabloya bakarsak:

-Ordu ve Düzce’deki annelerin %67’si okuma yazma bilmiyor.

-%84’ünün 4 çocuğu var.

-Çocuklarının tümünün ismini bilmeyen babalar var.

-Annelerin %77’si gebelik boyunca hiç kontrole gitmemiş.

-Mevsimlik göçerlerin %53’ü çocuk.

-Çadır bekçisi çocuklar, çadırdaki çocuklara bakıyor, odun topluyorlar.

ILO’dan Nejat Kocabay aşağıdaki satırlara dikkat çekti.

-“Çocuk emeği –en kötü biçimleri- yetişkinlerin kırılgan, masum, zayıf ve korunmasız çocukları kişisel faydaları için sömürmesidir.”

-Çalışan çocukların çoğu eğitimlerine devam edemiyorlar, etseler de notları düşüyor. Büyüdüklerinde gerekli eğitim ve becerilere sahip olamadıkları için güvencesiz, riskli işlere atılıyorlar. Bu kişilerin çocukları da çoğunlukla çocuk işçi oluyor. Dezavantaj döngüsü eğitimle kırılabilir.

-Bunun için yapılabilecek şeyler şunlar:

Ücretsiz zorunlu, kaliteli eğitim

Mesleki eğitim programları uygulaması

Okula devamlılığı özendiren sosyal koruma politikaları.

Unicef’ten İraz Öykü Soyalp, sunumunda çocukların mevcut durumlarına değindi:

IMG_0074.JPG

Eğitim alanında müdahale alanları ise şöyle:

Sistemin güçlendirilmesi

Kapsayıcı eğitimin kalitesinin ve erişiminin artırılması

Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu, göçmenlerin iş piyasasında en altta olduklarına değindi.

-Çalışma hayatları düzenli ve düzensiz olan göçmenler vardır.

– ‘Farklı etnik grupların yaratabileceği sorunları engellemek’ gibi argümanlarla göçler engellenir.

-Göçmenler her zaman çalışma hayatının en alt seviyesindeki insanlar oldu.

-Göçmenlerin %20’i kamplarda, %80’i şehirlerde yaşamaktadır.

-Göçmenler kendi vasıf düzeylerinin çok altında çalışmak zorunda kalan insanlardır. Örneğin Suriye’de yargıç olan bir kişi burada inşaat işçiliği yapmaktadır.

IMG_0083.JPG

-Suriyeli göçmenler ülkemizde yeni iş alanları da yaratıyorlar, ancak önde olan soru “işsizliği artırıyorlar mı?” sorusu.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayhan Kaya Suriyeli çocuk işçilerin durumlarına dair HDD ile yapılan araştırman sonucunda elde edilen çarpıcı verileri paylaştı.

-Almanya’daki Suriyeliler’in %70’inin üniversite mezunu olduğu haberleri çıktı ancak ben %20 gibi rakama ulaştım. Eğitimlileri alıyorlar, eğitimsizler bize kalıyor gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.

-Çocukların okula kayıt olmama nedenleri arasında çalışmak zorunda kalmaları yer alıyor. Çocuklar tekstil sektöründe yoğun olarak çalışıyorlar, bunu servis ve endüstriyel sektörler takip ediyor. Işığın olmadığı, tacizlerin ve önyargıların bilfiil yaşandığı yerler.

-Röportaj yaptığımız bir genç, “Onlar, kendi ülkelerini bırakıp kaçtılar, onlar vatan haini. Biz olsak sonuna kadar savaşırdık” demişti. Bu tip düşünceler Suriyeli göçmenlere önyargılı ve düşmanca tavırların alınmasına neden oluyor.

-Suriyelilere bakarken kendimize bakmayı öğreneceğiz. Bu bir aynadır, bu mesela aslında bizim ne kadar yardıma ihtiyacımızın olduğunu gösterir, o yüzden göçmenlere teşekkür etmemiz gerekir.

 

Son olarak, Hayata Destek Derneği’nin Bu İş Çocuk Oyuncağı Değil projesine katkıda bulunabilirsiniz.

IMG_0103.JPG

STK’lar İçin Dijital Medyayı Doğru Kullanma Atölyesi

IMG_0122

“Konuşmak, öğrenmek, meraklanmak, heyecanlanmak, bir araya gelmek, paylaşmak için Things kapsamında buluşmalar organize ediyoruz” diyen Things, 17 Mart günü Contentus İçerik Ajansı ile “STK’lar için dijital medyayı doğru kullanma atölyesi” düzenledi.

İhtiyaçlara yönelik kategoriler altında sivil toplum kuruluşları için doğru mecrada uygun içeriğin kullanılması, sosyal medya araçları anlatılırken konuya ilişkin uygun örnekler de verildi. Atölyeden derlediğim notlar şöyle:

İhtiyaç Analizi:

Siteler kendilerine katkıda bulunmak, yardım etmek isteyen kullanıcılara üye olma zorunluluğu gibi engeller koymamalı.

Kullanıcılar ne yaptığınızı anlatan spot başlıklar isterler.

İçerik sadece kelime veya font değil deneyimdir.

İlgi çekici, aksiyona yönelik başlıkların web sitesinde bulunması yararlı olabilir. Global Citizen’in web sitesi buna uygun bir örnek.

Screenshot1

Dijital dünyada kişilerin ne tip içeriklere ilgi gösterdiklerine göre bir yol çizmek lazım.

‘Gerçek Hikayeler’ gibi başlıklar kullanıcıyı doğrudan kendine çekiyor, Witness’in sitesinde olduğu gibi.

witness

Invisible Children ise sağdaki ‘donate’ (bağış) butonu ile doğrudan bağışa yönlendiriyor.

ic

Children International ise şeffaf yaklaşım tarzıyla dikkat çeken bir başka web sitesine sahip.

 Screenshotk

Anahtar Kelimeler/Strateji Belirleme

İhtiyaç sahipleri, mağdurlar gibi kitlelere, kuruluşlarla ortak hassasiyetler taşıyan kişilere ulaşmak ve toplum bilincinin yönetilmesi gibi çalışmalar için strateji belirlemek ve dolayısıyla doğru anahtar kelimeleri kullanmak ve bu içerikleri görünür kılmak önemlidir. Bunlar için yararlanılabilecek bazı araçlar bulunmakta. Bu araçların kullanımı ile ilgili YouTube üzerinden eğitim videoları yayınlanmakta.

Keyword Planner

Google Adwords

İçerik Stratejisi & Hikaye Oluşturma

“En iyi hikâyeler kendi başınızdan geçenlerdir.”

STK’ları takip edenler gerçek hikâyelerden haberdar olmak istiyorlar. Bu yüzden kuruluşların projelerine, hatta gönüllülerinin hikâyelerine yer vermeleri yararlı olabiliyor.

“İnsanlar daha fazla bilgi edinmek yerine, bildiklerine inanmak isterler.”

Güvenilir bir kuruluş olduğunuza inandıracak gerçek hikâyelere daima ihtiyaç vardır çünkü kişiler size inanırlarsa katkılarının boşa gitmeyeceğine dair bir inanca da sahip olurlar. Kişilere yanlışlar yerine, birlikte yapılabilecek şeylerden bahsetmek gerekir.

Daha iyi bir yönlendirmeyle, kişilerin seçimlerine saygı duymak arasındaki hassas çizgiyi iyi bilmekte fayda vardır. İnsanların hislerine hitap etmenin yolu da gerçek hikâyelerden geçer. Bu etki alanını artırır.

STK İletişim Tonu

İletişim Tonu: Hangi durumlarda hangi tonun kullanılacağını bilmek gerekir.

İletişim Stili: Stil, vitrindir, görünümdür.

İletişim Dili: Kuruluşun dili hedef kitle analiz edilerek oluşturulmalı.

STK’lara uygun iletişim dili şeffaf, saygın ve güvenilir olmaktan geçer.

 

Mecralar

STK’lar için düzenli ve güncel içerik yayınlamak kendini anlatmak, dinamik tutmak ve imaj yönetimi için yapılması gerekenler arasında yer alır.

Kullanıcıların merakını canlandıran, ilgisini çekecek yazılar yayınlamak için blog önemli bir mecradır. Bloglar hem trafik hem de imaj yönetimi sağlar. Blogda yer alan başlıklar internet aramalarda ön plana çıkmayı sağlar.

Konu Başlığı Bulmada Yardımcı Araçlar

Similar Web

Keyword Planner

Buzz sumo

Keyword i.o

KW Finder

Sosyal Medya İçerikleri

Sosyal medya, kitlelere haberlerinizi, projelerinizi, içeriklerinizi duyurmanın en hızlı ve kolay yoludur.

İnfografik ve videografik yöntemi ile kısa ve özetleyici bir şekilde kullanıcılar bilgilendirilebilir.

infog

Basın bülteni yolu ile verilmek istenen bilgi haberci dili ile anlatılır. Basın bültenleri 5N 1K sorularına cevap vermelidir.

Things’in projelerinden, etkinliklerinden haberdar olmak için aşağıdaki siteyi ziyaret edebilirsiniz.

http://www.yourthings.org/

 İletişim: gorunmeyenlerduyulmayanlar@gmail.com

 

 

 

 

 

 

 

Aşhane

Aşhane_Gorunmeyenler

Birileri kötülüğü şekillendirip çeşitlendirirken evlerimizde oturup mağdurlara üzülüp, ağlayabilir; klavyenin başında “ah vah” edebiliriz. Sosyal medya üzerinden tepki verip, birkaç imza kampanyasına imza atıp, bir-iki duyarlı haberi paylaşıp Dünya’yı değiştirmeye yeterince çabaladığımız düşüncesi ile yola da devam edebiliriz. Bir de iyiliğe yeni bir biçim veren, insanlığa yeni bir boyut kazandıran iyi kalpli insanların peşlerine takılıp iyiliğin büyümesine, yayılmasına yardımcı olabilir, onların hareketlerinden esinlenebiliriz.

Sizin de içinizde bulunduğunuz bir aracı görünce gülümseyerek yanınıza koşan dört beş yaşındaki çocukları hayal edin veya suratından iyilik akan, kocaman gülümseyen evsiz amcaları… Hangi milletten olduğunu sorgulamadan sadece her insanın karnını doyurmaya hakkı olduğunu bilerek düşünün… Çok kırılgan bir noktada yaşayan insanların hayatlarını kolaylaştıran bir iyilik hareketinin içinde olmayı pek çok kişi ister diye düşünüyorum.

Mahmut Karaman’ın Aşhane projesi için 17 Mart Perşembe günü gönüllü oldum. Kaptan İbrahim ile Harem’e, Zeytinburnu’na, Aksaray’a, Saraçhane’ye gidip sokakta yaşayan insanlara ve çorba isteyen herkese çorba dağıttık. Aracın kornasının çalınışıyla pencere önüne gelen insanların yüzlerindeki gülümsemeye de, ekmeğin ne kadar değerli olduğuna da, insanların aç oluşlarına da, bir bardak çorba isterken utanan insanların varlığına da, “çok korktum sizi kaçıracağım” diyerek nefes nefese yanımıza gelen yetmiş yaşlarındaki amcalara da, dua eden onlarca evsiz insana da, soğukta yalın ayak gezerken İbrahim Kaptan’ın verdiği ayakkabı ile mutlu olup dua üstüne dua okuyana da, ekmek kalmadığını sanıp elindeki ekmeği yanındakiyle paylaşmaya çalışana da, gözleri umutla parlayarak “simit var mı abla?” diye soran çocuklara da Aşhane gecesinde tanık oldum.

İnsanlar her gün Aşhane’nin çorbasının yolunu gözlüyorlar. Bazılarımızın son model telefona, daha iyi bir eve, işe ihtiyacı varken bazılarımızın sadece bir kap çorbaya ihtiyacı olabiliyor. Aracın şoförü Kaptan İbrahim Bey, geldiğini kornayla duyurduktan sonra parklara, camii avlularına girip haberi olmayanlara teker teker çorbanın geldiğini haber veriyor. Bazılarına bizzat kendisi doldurup götürüyor. Surların altında tek bir insan görse dahi aracı durdurup çorba veriyor. Onun yanında gönüllü olarak yer alırken ne kadar doğru bir yerde olduğunuz hissi kaplıyor içinizi.

Aşhane’nin her yanından sorumluluk, merhamet, derin bir vicdan akıyor. Gerçeğe şahit olmanın, gerçeğe biraz iyilik katmanın yollarından biri Aşhane’den geçiyor. İnsanın yalnızca kendisi ve yakın çevresine karşı değil de tanımadığı kişilere dair de sorumluluk alabileceğinin/alması gerektiğinin en önemli örneklerinden biri Aşhane. Vahşi, açgözlü, paylaşım karşıtı sistemde delik açabilmek, yardım edebilmek için çok büyük bir maddi güce sahip olmanın gerekmediğini kanıtlar nitelikte olan Aşhane’ye Facebook sayfaları üzerinden ulaşabilirsiniz.

İletişim: gorunmeyenlerduyulmayanlar@gmail.com

kadincinayetleri.org

 

IMG_0045

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nün yıllardır süren etkinliği olan Çarşamba Seminerleri’nde kadincinayetleri.org’un kurucuları Ceyda Ulukaya, konuşmaya Paris’ten Skype üzerinden katılan Sevil Şeten ve Yakup Çetinkaya vardı.

Kadincinayetleri.org, ülkemizde 2010-2015 yılları arasında öldürülen kadın cinayetlerinin veritabanını oluşturan oldukça değerli bir site. Siteye girdiğinizde, katillerin bahanelerini, hangi şehirde kaç kadının öldürülmüş olduğunu, öldürülen kadının yaşını, kim tarafından öldürüldüğünü derin ve kapsamlı bir şekilde öğrenebiliyorsunuz. Bu çalışma kadın hakları ile ilgili çalışan STK’lar için özellikle çok önemli. Konuşmaya katılan Mor Çatı’nın gönüllü avukatı Deniz Bayram sitenin faydalarından birini şu şekilde özetledi örneğin: “Veri oluşturmak kadın cinayetlerine karşı doğru politika üretebilmek adına çok önemli.”

kc

Bahsedilen yıllar arasında en az 1134 kadın öldürülmüş! En az deniliyor çünkü bilinmeyenler, intihar süsü verilmiş vakalar da var maalesef.

Sitede işlenen cinayetlere dair ilgili haber linkleri bulunuyor, sitenin kurucuları verileri hazırlarlarken Bianet’in Erkek Şiddeti Çetelesi’nden yararlanıyorlar.

Projeyi hazırlayan ve araştırmaların yürütülmesini sağlayan Ceyda Ulukaya, seminerde önemli noktalara değindi. Kadınların hangi bahanelerle ne şekilde öldürüldüğü verisinin cinayetleri engellemede önemli olduğunu vurgulayan Ulukaya, aldatılma şüphesi ve kadının barışmayı kabul etmemesinin cinayetteki en büyük bahanelerden biri olduğuna dikkat çekti. İstatistiğe odaklanmış sitede coğrafyaya yayılım görülebiliyor. Örneğin Adana, en fazla kadın cinayetinin işlendiği illerden biri. Objective Araştırmacı Gazetecilik Programı desteğiyle yürütülen site için tüm veriler sıfırdan hazırlanmış, yani çok ciddi bir emek söz konusu. Site bundan sonra da güncellenmeye devam edecek.

IMG_0046

Mor Çatı’nın gönüllü avukatlığını yapan Deniz Bayram ise konuşmasında Türkiye’deki kadın cinayetlerine dair pek bilinmeyenlere değindi. Türkiye’de şiddete uğrayan kadınların şikayete gittiklerinde emniyette doğru düzgün kayıt altına bile alınmadıklarını anlatan Bayram, bu kadınların keyfi uygulamalarla karşılaşıp geri döndüklerini belirtti. Öldürülen kadınlara intihar süsü verildiğini ifade eden avukat, Fatma Şen vakasını örnek gösterdi. Fatma Şen, eşi tarafından evde bıçakla kovalanan ve balkonda köşeye sıkışınca kendisini aşağı atmak zorunda kalan bir kadın. Veri oluşturmanın cinayetleri engelleme konusunda önemli bir kaynak olduğunu sözlerine ekleyen Bayram, son yıllarda kadına şiddeti %1400 arttığını da anlattı.

Deniz Hanım, kadincinayetleri.org’un bir başka önemine ise şu sözlerle değindi: “Bu sitenin önemlerinden biri de doğru olduğunu sandığımız yanlışları görmemizi sağlaması. Örneğin yıllarca en çok kadın  cinayetinin töre yüzünden Doğu’da işlendiğini sandık. Kadına şiddet konusunda eğitim seviyesi önemli olmadığı ortaya çıktı.”

İletişim: gorunmeyenlerduyulmayanlar@gmail.com