Türkiye’de Çocuk İşçiliği Sorunu: Suriye’den gelen mülteciler sonrası mevcut durum ve çözüm önerileri

IMG_0054.JPG

UNICEF, Hayata Destek Derneği, İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ‘Türkiye’de Çocuk İşçiliği Sorunu: Suriye’den gelen mülteciler sonrası mevcut durum ve çözüm önerileri’ adlı konferansı 11 Mart günü düzenlendi.

Konferansın notlarını aktarmadan önce konferanstan önce dağıtılan kitapçıklardaki bazı tanımlara yer vermek istiyorum.

Çocuk Kimdir?

On sekiz yaşına kadar herkes çocuktur ve uluslar arası sözleşmelere göre çocukların her türlü fiziksel, sözel istismara ve ekonomik sömürüye karşı korunma hakkı vardır.

Çocuk İşçiliği Nedir?

Çocuk işçiliği çocuğun çok genç yaşta, yaş sınırının altında çalıştırılmasıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi her çocuğun ekonomik sömürüye ve eğitiminin engellenmesine neden olabilecek bedensel, zihinsel, ruh sağlığını etkileyecek, ahlaksal ya da toplumsal gelişimi için zararlı olabilecek nitelikte işlerde çalıştırılmasına karşı korunma hakkı olduğunu kabul eder.

‘Çocuk işçiliği’ belirli yaş gruplarındaki çocukların doğası gereği ortaya çıkabilecek zararlı koşullar nedeniyle yasak iş olarak tanımlanan işlerdir.

İş kanununa göre Türkiye’de 15 yaşın altındaki çocukların çalışması yasaktır.

Moderatör  Doç. Dr. Pınar Uyan Semerci, ülkemizde çocuk işçiliği sorununun mültecilerle başlamadığına dikkat çekti. Kırılgan bir emek piyasasının içinde yoğun bir güçle karşı karşıya olduğumuzu, yasa dışı ve kaçak kelimelerinin kullanılmadığı ortamlara ihtiyaç duyulduğundan bahsetti. Avrupa’da pazarlık adı altında bahsedilen bu sınavda, çocuk vurgusunu kaybettiğimizin altını çizen Semerci, “her bir insanın, çocuğun insan olduğunu sayıdan ibaret olmadığını anlamalıyız” diyerek konuşmasına son verdi.

Hümanist Büro’dan Seda Akço

Ülkemizde çocuk haklarını savunabilen insanlar yok.

-Suriye’yi konuşabiliyoruz ama çocukları konuşamıyoruz. Bu durumlar mevzuat değil, samimiyetle ilgili.

-Betam verilerine göre Türkiye’de %66.9 oranında beslenme eksikliği var. Tarımda çocuk emeği çocukların hayati tehlike, eğitim eksikliği gibi dertler yaşamasına neden oluyor.

-Çocuğun korunma hakkının içerisinde düzenli sağlık kontrolü, beslenme, barınma, eğitim ve oyunun bulunmakta. Çocuğun özel statüsünün belirlenmesi gerekiyor ve yetişkinler olarak bu durumları üstlenmemiz gerekiyor.

Başkent Üniversitesi/Hayata Destek’ten Dr. Bülent İlik’in sunumundan dikkat çekenler ise şöyle:

-Bizim Türkiye’ye bu kadar mülteci çocuk kabul edilmeli miydi, edilmemeli miydi sorusunu sorma hakkımız var ancak “bize ne” demeye hakkımız yok. O çocuklara bakmakla yükümlüyüz.

-Ankara’da sokaktaki çocuklara baktığımızda Suriyeli çocukları görüyoruz. Türk çocuklarla aynı işlerde çalışıyorlar ancak biçim değiştirerek.

-Tahtacı Fatma adlı kısa filmi izlemenizi öneririm. Bu film bu sorunun ne kadar eski olduğunu izleyicilerine anlatır.

(Film linki: https://www.youtube.com/watch?v=D62eCwcSIIU&feature=youtu.be)

-Türkiye iyi kötü METİP‘e (Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesi Projesi) uyguluyordu. Büyükşehir Yasası çıkınca METİP projesi de kalktı.

-Mevsimlik işçiler her çadırda 10 kişi kalarak yaşıyorlar, akrep sokması gibi tehlikeli durumlarla karşı karşıya kalıyorlar.

-Bu koşullar yasaklarla, yasalarla engellenemez. Bu cezaları söyleyip uygulamamak bunları meşru hale getiriyor.

-Mevsimlik tarım işçilerinde Suriyeliler’in sayısı artacak. Tabloya bakarsak:

-Ordu ve Düzce’deki annelerin %67’si okuma yazma bilmiyor.

-%84’ünün 4 çocuğu var.

-Çocuklarının tümünün ismini bilmeyen babalar var.

-Annelerin %77’si gebelik boyunca hiç kontrole gitmemiş.

-Mevsimlik göçerlerin %53’ü çocuk.

-Çadır bekçisi çocuklar, çadırdaki çocuklara bakıyor, odun topluyorlar.

ILO’dan Nejat Kocabay aşağıdaki satırlara dikkat çekti.

-“Çocuk emeği –en kötü biçimleri- yetişkinlerin kırılgan, masum, zayıf ve korunmasız çocukları kişisel faydaları için sömürmesidir.”

-Çalışan çocukların çoğu eğitimlerine devam edemiyorlar, etseler de notları düşüyor. Büyüdüklerinde gerekli eğitim ve becerilere sahip olamadıkları için güvencesiz, riskli işlere atılıyorlar. Bu kişilerin çocukları da çoğunlukla çocuk işçi oluyor. Dezavantaj döngüsü eğitimle kırılabilir.

-Bunun için yapılabilecek şeyler şunlar:

Ücretsiz zorunlu, kaliteli eğitim

Mesleki eğitim programları uygulaması

Okula devamlılığı özendiren sosyal koruma politikaları.

Unicef’ten İraz Öykü Soyalp, sunumunda çocukların mevcut durumlarına değindi:

IMG_0074.JPG

Eğitim alanında müdahale alanları ise şöyle:

Sistemin güçlendirilmesi

Kapsayıcı eğitimin kalitesinin ve erişiminin artırılması

Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu, göçmenlerin iş piyasasında en altta olduklarına değindi.

-Çalışma hayatları düzenli ve düzensiz olan göçmenler vardır.

– ‘Farklı etnik grupların yaratabileceği sorunları engellemek’ gibi argümanlarla göçler engellenir.

-Göçmenler her zaman çalışma hayatının en alt seviyesindeki insanlar oldu.

-Göçmenlerin %20’i kamplarda, %80’i şehirlerde yaşamaktadır.

-Göçmenler kendi vasıf düzeylerinin çok altında çalışmak zorunda kalan insanlardır. Örneğin Suriye’de yargıç olan bir kişi burada inşaat işçiliği yapmaktadır.

IMG_0083.JPG

-Suriyeli göçmenler ülkemizde yeni iş alanları da yaratıyorlar, ancak önde olan soru “işsizliği artırıyorlar mı?” sorusu.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayhan Kaya Suriyeli çocuk işçilerin durumlarına dair HDD ile yapılan araştırman sonucunda elde edilen çarpıcı verileri paylaştı.

-Almanya’daki Suriyeliler’in %70’inin üniversite mezunu olduğu haberleri çıktı ancak ben %20 gibi rakama ulaştım. Eğitimlileri alıyorlar, eğitimsizler bize kalıyor gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.

-Çocukların okula kayıt olmama nedenleri arasında çalışmak zorunda kalmaları yer alıyor. Çocuklar tekstil sektöründe yoğun olarak çalışıyorlar, bunu servis ve endüstriyel sektörler takip ediyor. Işığın olmadığı, tacizlerin ve önyargıların bilfiil yaşandığı yerler.

-Röportaj yaptığımız bir genç, “Onlar, kendi ülkelerini bırakıp kaçtılar, onlar vatan haini. Biz olsak sonuna kadar savaşırdık” demişti. Bu tip düşünceler Suriyeli göçmenlere önyargılı ve düşmanca tavırların alınmasına neden oluyor.

-Suriyelilere bakarken kendimize bakmayı öğreneceğiz. Bu bir aynadır, bu mesela aslında bizim ne kadar yardıma ihtiyacımızın olduğunu gösterir, o yüzden göçmenlere teşekkür etmemiz gerekir.

 

Son olarak, Hayata Destek Derneği’nin Bu İş Çocuk Oyuncağı Değil projesine katkıda bulunabilirsiniz.

IMG_0103.JPG

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s